28 Şubat 2012 Salı

Bedavaya Mutluluk


Ne yazik ki mutluluk satin aldigimiz iki sey arasindaki zamanla sinirli kaldi. Guzel bir pantalon aldim, mutluyum. Uzun zamandir istedigim ipad'i aldim cok mutluyum. Gitmek istedigim yere tatile gidiyorum, mutluyum. Ya sonra?? İstedigimiz insanla cikmak, istedigimiz semtte oturmak, istedigimiz iste calismak, araba sahibi olmak, en temel ihtiyacimiz yemek yemek bile bizi mutlu eder ama hepsi parayla mumkun.
Ama ablamin (Semsa) gonderdigi bir gorsel, bana da hatirlatti. Hayattaki en guzel seyler bedava olanlardir.
İste O seker gibi cizime baktim, baktim, baktim.. İcim ask doldu.
Hem de bedavadan :)

Neler mi varmis bu hayatta bedavadan...
Hugs - kucaklasma
Friends - arkadaslar
Smiles- gulumsemeler
Kisses- opucukler
Family- aile
Sleep- uyku
Love- ask
Laughter- kahkaha (bence gozyaslarini da eklemek lazim, ama sanirim bazi durumlarda onun da bedeli odenmis oluyor diye onu eklememisler)
Good memories- guzel anilar

Ben de birkac sey ekliyim.
'gunaydin' demek.
Sokaktaki kedi-kopegi sevmek.
Sarki soylemek.
Suskunluk.
Yurumek.
Meditasyon yapmak.
Denize tas atmak.
Gokyuzundeki bulutlari izlemek.
Hayal etmek.

Ama bence en onemlisi:
Nefes almak!!

17 Şubat 2012 Cuma

Kentli Köylü: Almancı gibi bir şey

Gectigimiz cuma Ruzgarda 2 gundur devam eden oksuruk Denizde de baslayinca İzmire doktora gitmeye karar verdim. Cunku Cesmedeki doktor deneyimlerim Hic tatmin edici olmadi. Altenatiflerimi siraliyorum:

. Cesme devlet hastanesi - bir keresinde ruzgara okul icin bogaz kulturu aldirmaya gittim. Onumuzde 16 cocuk vardi. Sonunda sira bize de geldi. Cok da ilgili yasli bir hekim, Ama bir daha o deneyimi ne kendim ne de cocuklarim yasasin isterim. Hele de ozel saglik sigortamiz dururken.

. Ozel Cesme sissus hastanesi - 2 KBB ziyaretim bir yana, gecen ay Denizi yeni gelen cocuk hekimine gotureyim, ne de olsa ozel hastanedir dedim ama.. Ne yazik ki emeklilikten dondurulmus hekimlerle calisiyorlar. Yaklasimlari haliyle bugunun gerisinde. İlgili bir hekimdi ama Denize bir 'cuce' demedigi kaldi. Yok yok onu da dedi galiba.. :)))

. Alacati Saglik ocagi - ki inanin bu en tercih ettigim. Cunku bizim adresten sorumlu aile hekimi ozlem hn. ayni zamanda 2 cocuk annesi ve iyi bir insan. Ama gecen hafta ruzgarin basinda kasinti var diye ugradim, Ozlem hanim izinde diye baska bir hekim bakti. ' kepek bile yok basinda' dedi, okula goturdum. Yarim saat sonra kresin sahibi Muserref hanim aradi ' surprizzz.. Ruzgarimin basinda sirke var' dedi. rezalet!! Sirke ne ise de ya daha ciddi bir sorun icin gitmis olsaydim.

.Cesme poliklinigi - cok hos sohbet bir hekimi var. Poliklinik diyorum ama monoklinik bizzat. Hekimi genel cerrah. Herseye bakiyor anlayacaginiz.

. Ve... İzmirdeki hekimimiz Hasan Ozkan. Bunun icin 90km (1saat) yolu goze almak gerekiyor. Ama bu goze alma meselesi kendim icin degil. Zaten cocuk hastayken 1 saat arabanin icinde ve koltuga bagli hic hos olmuyor. Bu isin bir de donusu var. Yani cocukcagiz doktora gittiginden beter donuyor eve.

İste tum bu olumsuzluguna ragmen riske etmek istemedim ve İzmir yollarina dustum. Allahtan yolda Kemal de vardi yanimda. Alsancakta o islerini halletmek icin bizden ayrildi. Ben de cumartesi gunu izmirine bakindim araba kullanirken. Pusetlier ve cocuklulara daha fazla tabi. Aslinda bir tur ' bak izmirde yasasak biz de bunlari veya benzerlerini yapiyor olurduk' seklinde bir degerlendirme..

Baktim baktim baktim, ve kararimi verdim. Soz konusu İzmir bile olsa, bana fazla sehir geldigine karar verdim. Bu demek degil ki İzmirde yasamam, yasayamam. Hayir. Bugun olsa tasinirim izmire ve cok da keyif alirim bu durumdan ama, orasi bir sehir.

Bir kent icin fazla koyluyum. Bir koy icin de ayan beyan kentliyim. Ay aklima bir sey geldi: koyluler -istisnai sahsiyetler :) haricinde - gunesgozlugu kullanmiyorlar. Bunu kesfettigimden beri pazara gunesgozluguyle gitsem de orada cikartiyorum. Basta bunu onlara saygi olarak yaptim. Ama gozun goze bakmasi ne kadar da onemli. Gozumdeki isik hassasiyetine ragmen pazarda disimi ve gozumu sıkıyorum.

Bir yandan sunu dusunuyorum. Aslinda yasamin kendisi sinav. Ama kazanan veya kaybeden yok. Sadece eger farkinda olursa sana ders veriyor, bu sinavlar. Mesela koy yasantisi basli basina bir sinav. Bu sinav belirli bir sure sonra bununla yapip yapamayacagini gosteriyor. Kırdan, tabiyattan hoslanan ayni ben, ilk kışımda bogulacak gibi de olabilirdim. Olmadim. Her gun daha iyi hissettim kendimi. Aslinda cesmeye hafif bir tepeden baktigimda gozum yine de tarlalari secmeyi tercih ediyor. O kadar cok ev var ki. Ve herbiri bos, sahibini bekliyor. Dolsun mu? E, o evler yapilmissa, bari icinde yasansin diyorum ben.

Belki o zaman, sinema cesme sadece kemal ve benim icin gosterim yapmaz, yapmak zorunda kalmaz. Koca koca yatirimlar kapanmak zorunda kalmaz kis aylari. Bakmayin boyle konustuguma aslinda cesmenin kis tenhaligindan fazlasiyla memnunum. Ama evler cok huzunlu geliyor.

Allahtan Alacatida yasiyoruz. Tum komsular akraba, herkes dedesinden kalan evlerde yasiyor, çıt olsa komsun biliyor. Kavgasiyla, kahkahasiyla ve bizim evden yukselen, tatli Denizimin aglamasiyla yuksek duvarlar ardinda ortak bir hayat suruyoruz. Kendimizi guvende hissediyoruz.

Kentte yasamanin da insana verdigi bir guven duygusu var. Saglik hizmeti mesela. Biliyorsun ki isin uzmanlari hemen yakininda, sana hizmet verebilecek sekilde 24 saat hazirlar. Cocugunun ertesi gunu yapilacak maskeli partisi icin gece 10da bile acik bir yer bulabilirsin, bir arkadasinin cocugu oldugunda ona hediye bulmak icin binlerce altnatifin vardir, araban bozulursa servis en fazla 30tl-taksi mesafesindedir, vs vs..

Ama kırda yasayinca da, cocugun rahatsizlaninca ilk once icgudulerini dinlemeyi ogreniyorsun. Cocugunun maskeli partisi icin hemen o gece kollari sivayip evdeki malzemelerden bir maske uyduruveriyorsun, ve yaraticiliginla ilgili bir kapi acmis oluyorsun, arkadasinin cocuguna hediye secmek icin en fazla 5 altnatifin oldugundan cok fazla kafan karismiyor :) ve Araban bozulmasin diye dua ediyorsun :))) buna bir sey bulamadim. Ama olsun, biliyorum ki onda da bir fayda vardir. Bak, dine imana getiriyor insani :)))

Neyse, son bir soru soruyorum kendime:
- izmirde yasar misin kubra?
- EVET, memnuniyetle..
-alacatidan memnun musun?
-EVET, ziyadesiyle...

2 Şubat 2012 Perşembe

Yeni Beveyn Kamasutrası

Canim facebook. Sevgili arkadasim Ora bir paylasim yapmis: 'la nouveau kamasutra parental". Uzun zamandir bir seyi bu kadar icsellestirip gulmemistim. Her bir karenin ayri bir anlami var benim icin.

Kisaca, Ruzgar ilk dogdugunda Kemal'in de yattigi 45 senelik besik bizim eve kuruldu. Cok romantik de geldi bana. Dedesi kendi elleriyle Kemalin ablasi Nur icin yapmis ve sonra sirasiyla butun doganlar kullanmis. Fakan Ruzgar cok istahli bir bebek oldugu icin gece 2 saatte bir emzirmek icin uyanmak zorunda kaliyordum. Emzirmeler de yarim saat suruyor. Ertesi gun kim ise gidecek??

İste hersey boyle basladi. Ruzgar 2 ayliktan itibaren bizim yatagimizda yatti. Ama daha uzerinden 1 hafta gecmeden ben bunun DOGRU bir karar olduguna karar vermistim. Cocugumuz doya doya bizim kokumuzla uyuyor, bize doyuyordu. Tabiki biz de ona. Su fotograftaki her pozisyon fazlasiyla kucukyalidaki evde yasanmistir. Ruzgarim 13 aylik oldugunda odasi hazirdi. Sevgili beyimiz cift kisilik yataga alisik oldugu icin de cift kisilik alcakbaza bir yatak koyduk. Ve cogu insanin aksini iddia emesine ragmen oglusum 1 gecede yatagina ve odasina alisti. Bizim yanimiza hic gelmedi. Simdi simdi (2 sene sonra) sabah uyandiktan sonra sabah gerintisi icin geliyor yanimiza.. 'gunduz oldu anne' diyor. Opusup, kikirdasiyoruz.

Denizimin de dogum hazirliklarinda yine ne olur ne olmaz diye besigi kurduk Ama 1 hafta sonra o da bizim yataga terfi etti. Bu hafta 13 aylik oldu ve abisiyle beraber paylasacaklari odasi icin ona da bir yatak alma vakti geldi. Hersey Ruzgardaki gibi kolay olacak mi bilmiyorum. Malum kizim biraz daha cetin. Onu da ayrica yazarim.

Bu bebekle beraber uyuma durumuna herkes birseyler soyluyor. Ezilme rizkinden, isin psikolojisine.. Bana soracak olursaniz tam da yaptigim gibi bebegin anneye doymasi taraftariyim. Tipki diger canliarin yaptigi gibi. Onlardan tek farkim normalde yavrular isinmak icin annelerine sokulurlar, bizde tam tersi oluyor. Ruzgar da Deniz de birer ates topu olduklari icin ben onlara sokuluyorum..

neyse diyecegim o ki, anne-bebek bir butun. Bebek hareket kabiliyeti kazanana kadar da bebek anneye ulasabilecek esafede olmali. Sansliyim ki bunu yapabilecek kosullarim vardi. En onemlisi Kemal de boyle hissetti. O istemese, sonuc 8. Pozisyondan farkli olmaz. Cok seferler sikintili aksamlar gecirdik. Mesela kemalin ertesi sabah cok erken ucusu var, ve Ruzgar veya Deniz surekli agliyor, ya da hircin yatiyor. Bir sekilde direndik ve kimse yataktan ayrilmadi. Cunku o bir kere yapildi mi, o yol aciliyor ve ciftler arasina da bir mesafe giriyor.

Hircin yatiyordan kastim baya baya yuze, goze yenilen yumruklar ve tekmeerden bahsediyorum. :)) Bir sekilde bunu yasayanlar bilirler uykunun en tatli ve bilincleralti seviyesinde bir tekmeyle sicramak nasil bir duygudur. Surekli ittirilmek, kazara bir sekilde elin kolun ona degerse kirk dakika soylentisini dinlemek...

Ama bence en komigi cifterden birinin gece tuvalete kalkip, dondugunde yatakta yatacak hic bir bosluk kalmadigini gormesi. Ve bu durumun saskinligiyla yataga bos bos bakakalmasi. Bkz. Pozisyon 4.

Ps: Su ara havalar soguk oldugu icin evimizin sevgili jumbo kedisi Zozi de evin icinde takiliyor geceleri. Sabah oldu mu once Gunu mujdelemek icin Ruzgar geliyor, Denizim zaten sabah memesi keyfinde oluyor. Odadaki hareketliligi duyan Zozi de eklenince... Degmeyin keyfime

27 Ocak 2012 Cuma

Çocuklu Yurtdışı Seyahati için Sahibinden Tüyolar

1 of 5

Ben de cok sey bildigimden degil ama su 3 senede 5'in uzerinde seyahat yapinca, ve her seferinde etraftan helal sana dendikce bu konuda birseyler yazmaya karar verdim. Aslinda su son Dusseldorf seyahatinde her aksam cocuklari uyuttuktan sonra o gunle ilgili bir kac not dusecektim ama (iste simdi birinci tuyo geliyor) cocuklu seyahatlerde birinci kural PLAN YAPMAMAK esasi uzerine kuruludur. Ana hatlariyla alternatifler olusturulur, ama mutlaka gerisi akisa birakilmalidir. Eger hazirladiginiz plana uymak konusunda israrci olursaniz, sadece sizin degil, cocugunuzun da sinirleri gerilir. Bu durum eger varsa seyahat partneriniz veya partnerlerinize de bulasir. Sonuc itibariyle tatil burbunuzdan gelir. Donus yolunda yuzunuzu gorur gibiyim.
Ama yapmasi soylemesi kadar kolay olmuyor. Biriktirdigim tum tecrubelerime ragmen her tatilin ilk gunu ben de ayni tuzaga dusuyorum. Kendimi ve cocukari sabah otelden cikarken kafamda olusturdugum programa uydurmaya calisiyorum ve tabiki ters tepiyor.

Oncelikle COCUKSUZ CIKTIGINIZ TATILLERI UNUTUN. Bu uzerinizdeki ve dolayisiyla cocuklarin uzerindeki stresi azaltacaktir. O tatillerde yaptiklariniz gecmiste kaldi. Simdi yeni bir donem. Aslinda bunun zevkli bir tarafi da var. mesela Zagrep sehir merkezinde kendinizi cocuk oyun alani araken bulabilirsiniz. Ya da Dusseldorf'ta aquazoo'yu gorme firsatiniz olabilir. Cocuksuz tatillerde sabah kahvaltisinin bitmesine 5 dakika kala islak sacla kendinizi asansore attiginiz gunler yok artik. En gec saat 9'da, uyanali 2 saat olmus sekilde uzuuuun kahvaltinizi yapabilirsiniz. (tabi cocugunuzun izin vermesi durumunda, neyse bu ayri bir konu.)
Cocuklarimiz da birer birey oldugundan; her ne kadar gidilecek yeri o secmemis olsa da bu tatilin ONUN DA TATILI oldugunu unutmamakta fayda var. buyuyunce isler degisecektir mutaka ama okuloncesi cocuklarin tatilden birkac ana beklentisi olduguna inaniyorum.
Annesi babasi yaninda olsun,
Oyun oynasin,
Bir suru abur cubur yesin ve
Yeni oyuncaklari olsun.
Yani bakildiginda o adar da komplike degil. Birinci ihtiyac kosular itibariyle gerceklesiyor.

Oyun meselesine gelince mumkun oldukca herseyi bir oyun haline getirmek isinizi kolaylastirabiliyor. Ulasim icin kullanacaginiz tram veya metroya inisler binisler, bu zamanlarda onlara verilecek kucuk sorumluluklar, o ulkede konusulan dilde 2-3 kelime ogretmek ve onlari kullanmasini saglamak gibi.

Oyun meselesiyle ilgili kucuk bir not: havalimaninda islerinizi kolaylastirmak ve cocugunuza sorumluluk kazandirmak istiyorsaniz www.trunki.com daki TRUNKI tekerlekli valizleri siddetle tavsiye ediyorum. 3 yasindaki oglum cok mutlu oldu. Ben de ayrica mutlu oldum cunku normalde kendi cantamda tasimam gereken matara, biskuvi, Cakil'in bezi ve yedek kiyafetleri ve Ruzgar'in arabalarini tasimak zorunda kalmadim. Arada bir ondan da sikildi ama o durumda bile kayisindan tutup cekerek kolayca tasidim. insanlarin ilgiyle onu izlediklerini farkedince daha da bir sahiplendi 'davul'unu (bavula davul diyor da)

Sehre iner inmez, otele giderken etrafa bakinmaya baslayin. Mahalle arasi oyun parklarini gozunuze kestirin. Otelden de oraya yakin oyun parki konusunda yardimci olurlar. Bir yere gitmeden ONCE ONLARIN HOSLARINA GIDECEK BIR AKTIVITEYI sikistirin. Ben gene.de oradan sonra ne yapacagimizi onceden soyluyorum. Cocuklar surprizi severer ama surpriz bir cikolataysa :) fazla risk almayin derim..

Tatilde cocuga yemek yedirmek bir kat daha zor oluyor. Ozellikle de o ulkeye siz de ilk defa gitmisseniz, orada cocugunuza sunabileceginiz alternatifleri kestiremiyorsunuz. Kisaca ILK GUN MARKET ZIYARETI yapin derim. Ve mutlaka cocugunuzla birlikte gidin. Cunku bu da tatilin ve oyunun bir parcasi. Tup seklinde meyveli yogurtlar, muz gibi kabuklu meyveler, cocuk biskuvileri... Sepetinizi doldurun. Tabiki cocugunuzun sececegi sekerler ve cikolatalar da olsun. Bazi oteller sabah kahvaltisinda meyve, kek ve puaca da servis edebiliyorlar. Bunlardan da yaniniza alabilirsiniz. Oglen yemegini sirf atates kizartmasiyla gecirdigim cok olmustur. Bu konuda da altin kural KENDINIZI KASMAYIN. Tatil toplasaniz toplasaniz 1 haftaysa, cocuk 1 haftada varsin yumurta yemesin. Hem daha iyi donunce ozlemis olur. Zaten uzaklarda ve farkli bir yerde olundugu icin oradaki ihlaleri bir hak olarak eve tasimiyorlar. En azindan benim tecrubem bu yonde. Dondugumuz gunun ertesi sabahi Ruzgar yanima kosarak geldi ve 'annneee... Bu sabah kahvaltida yumurta var!!!' diye mujdeledi. 'bana da var, denize de var, babama da var, sana da var..' :))))

Oyuncak meselesi tamamen anne-babamin egitimsel tercihidir. Ben ve Kemal -belki ikimiz de bu sekilde buyutuldugumuzden- bu konuda gayet bonkoruz. Tabiki hayir'larimiz var ama ev bir kresi dolduracak kadar egitici veya egitimle yakindan uzaktan alakasi olmayan oyuncakla dolu.. tatilde yeni oyuncak almamiz garanti oldugundan ben evden oyuncak goturmemeyi 2. Seyatatimizde cozmustum. Cunku yenisi alindiginda onlarla ilgilenmiyor, bir de ustune onlari tasiyorsunuz. Gidis yolunda onu oyalayacak TEK BIR OYUNCAK ONA YETIYOR. O oyuncagi da mumkunse ona sectirtiyorum.

Aaaa.. Yaz yaz bitmiyor. Ne kadar da detay varmis. Yazmaya baslayinca anliyor insan. Daha bir suru detay var. Otel odasi, tekne seyahati, ucak seyahati, restoran, mevsimsel detaylar vs vs... Ben de soyle bir kac satirda ozetlerim sanmistim, ama saniyorum devami gelecek. ( su basligin yanina bir 1 ekliyim bari)

Ama cocugun tatildeki temel ihtiyac ve beklentileri bazinda bence bu yazi derlendi toplandi. ama bitirmeden bence en onemli tuyoyu sizinle paylasmak istiyorum.

TATIL BITECEK ve HEP GUZEL HATIRLANACAK.. En zor ve cildirtan anlarda bile zamani dondurun. Birakin kiziniz/oglunuz kudursun. Oturun ve onu izleyin. Ne istiyorsa onu, ona verin. Vermenize ragmen bir olasilik hala daha kuduracaktir. Yine zamani dondurun, ve ileri tusuna basin. 2, 4 hatta 10-20 sene sonrasina. Bu tatili ve o kriz anini anlatip nasil guldugunuzu dusunun. Ve bana soracak olursaniz o kadar bile beklemenize gerek yok. Donus yolunda, yasadiginiz sehre geri dondugunuzde tatilde yasadiginiz iyi ve zor her an GUZEL BIR ANI olmus olacak..

O yuzden bol temiz hava alin ve keyfini cikartin.

21 Ocak 2012 Cumartesi

Cılgın vs Cılgın in Dusseldorf

Cakil'a hamile kaldigimda hala emziriyordum ve Ruzgarim 15 aylikti. Herkes 'cilginsiniz siz' demisti. Bana boyle soylenmesine alisik oldugumdan midir nedir, 'bunun neresi cilginlik iste canim.. Ikinci bir tatli bebek daha gelecek' demistim. Hakikaten de zorlandim :)) ama galiba zaten bu meydanokuma isini sevdigim icin cilginim. Bir baska meydan okuma daha soyliyim.. Birakma imkanin varken, esinle basbasa bir seyahat yapmak yerkne biri 3 digeri henuz 1 yasia henuz girmis iki cocukla yurtdisina 5 gunluk bir seyahat yapmayi dusunmek, bunu planlamak , ve gerceklestirmek. Bence her 3 asamasi ayri bir meydanokumadir. Kemal tum gun fuarda olacagindan aslinda bu solo performans isteyen bir meydan okuma.. Keza suan ben cocuklari otel odasinda uyutmus buraya birseyler kara.arken, kemalcim Dusseldorf sokaklarinda ikimiz adina kentin hakkini veriyor. Peki bu durum bana koyuyor mu? Hayir :) bu hayirin altinda mazo-ana hisleri de hakim degil onu da ekliyim. Tamamen egoist.. Belki de soyle tanimlasam daha yerinde olur. Bir tekneyle denize aciliyorsunuz, ve hava bozuyor, ya da oto-pilot ariza yapiyor diyelim. Yani mecburen dumendesiniz. Islanmissiniz, yorgunsunuz, acsiniz, korkuyorsunuz, ama oradasiniz. Dumende. Ve gecen her dakika bu meydanokumain hakkini verdiginizi hissediyorsunuz. Burada basarmak, basarmamak, iyi veya kotu olmak yok. Burada 'o an orada olmak' durumu var. Ve ben simdi, Dusseldorf'ta bir otelde onlarlayim. Yarin bir hayvanat bahcesinde yine onlarla olacagim. Diger gun dev akvaryumda, Bir diger gun geyik parkinda ve boat show'da

11 Ocak 2012 Çarşamba

Gıcır

Bir isler bitirmeye yine İzmir yollarina dustum bu sabah. Hava yagisli, soguk. Tanrim bu kadar mi yakisir bir memlekete gri gokyuzu. En az gunes kadar yakisiyor. Cunku egede o gri bulutlar bile ustune ustune gelmez insanin, nefes alacak bir mesafede orter gokyuzunu.

Herzamanki gibi yine telefon konusmalari yaptim yol boyunca. Gun icinde vakit bulamadigim uzakta kalan dostlari arkadaslari aradim. Sorular ayni 'nasilsiniz, keyfiniz yerinde mi, cocuklar nasil'

İsil isiliz vallahi. Cunku köy yumurtasi yiyiyor cocuklarim ( ve biz),. Bir de simdi yagmur camur var ya yumurtanin ustu iyice kakali. Temiz yumurtadan cekinir oldum. İnekten sagilmis sut iciyoruz. Sutu ilk biz kaynatiyoruz. Aslinda kisaca eti kasaptan, yumurtayi kumesten, ekmegi firindan aliyoruz. Sebze meyveyi komsunun pazarda actigi tezgahtan... Bu sene salcayi yapacak vakti gecirmisiz ama sagolsun komsum, benden kullanirsin dedi.

Nasil olalim.. Parildiyoruz. İcimiz disimiz. Gecen gun goz doktoruna gittim. Bende Gebelik sekeri ciktigini ogrenince bir endokronologa gorunmemi tavsiye etti. izmirde Faruk Ergonen isimli sahane bir insanla da tanismis oldum bu vesile ile. Tahliller yapildi. Gectigimiz cumartesi doktorum aradi sonuclar icin. Sonuclar da benden farkli bir sey demiyor.

Cunku yedigim ispanak, marul ve patates de daha gecen gun oglumla eve girken altinda islandigimiz yagmurla besleniyor. Hava bzodugunda benimle ayni ruzgar dovuyor onun da yapraklarini. Lodos benim basima nasil baski yapiyorsa, tavuklar da ayni sikintidan muzdarip. Anlayacaginiz ben, ailem, hayvanlar ve bitkiler ayni frekanstayiz. Ayni ananin babanin cocuklariyiz. Hepimizi besleyen toprak, hava, su ayni.

Merak edenlere bir daha duyrulur patates, inek, kereviz, patlican kardes kardes gecinip gidiyoruz. İsteyen herkes umarim bir gun bu sekilde (ben 'insanca' diye tabir edecegim) yasama sansina sahip olur.

Temiz hava
Ayik kafa...

9 Ocak 2012 Pazartesi

Herkese Bir Alkış

Bugun dogum yapan veterinerime bebek ziyaretine gittim. Ben eve girerken bir baska bebekli anne daha giriyordu iceri. Evde annenin teyzezi ve anneannesi de vardi. Kadin kadina bir köy tebriği. Veterinerim dogal bir hatundur. Bilemedigi seyleri cekinmeden soran, bunu zayiflik olarak gormeyen bir hatun.
Ama ben bu ziyarette bizkadin milletinin bir sahtekarligini daha farkettim. Tabiki ilk once kendimde. Ama sonra dikkatle dinledim ve gozledim ki hic de yalniz degilim.
Bir konu oluyor, mesela emzirme, mesela uyku, mesela mesela... Tecrubeli anne (yani 1 ay da olsa once dogurmusanne) ilk once kendi yaptiklarini anlatiyor, sonra icsel bir ozelestiriyle kendini frenliyor. Yani "yapmalisin"lar, " ben yapardim" oluyor. ve en sonunda dogru yolu bulup " aslinda en onemlisi annelik icgudulerin, onlari dinle" ile bitiyor isi tabiki bu az daolsa farkindakigi olanlar icin gecerli. Kimi anne birinci duzeyde oyunu oynuyor ve kapatiyor. Surekli elestiri, surekli ben, ben, ben..
İste farkettigim seylerden biri de bu oldu bugun. Aslinda hepimiz oyuna birinci seviyeden basliyoruz. Ama cok da art niyetle degil. Yani olay " sen yapamyorsun, ben daha iyi biliyorum" degil.. "bak ben neler basardim. Hic de beklemezdim kendimden. Bir alkisi haketmiyor muyum" durumu.
Cunku her kadin hamile oldugunu ogrendiginde yapip yapamayacagini sorguladi, ya da hamileligi sirasinda bu isi kivirip kiviramayacagi ile ilgili kafasi karisti, ya da doguma haftalar kala tam da kendini en hazir hissettigi zamanlarda 'ya beceremezsem' diye korktu.. Ve dogumdan sonraki ilk haftaarda ' az kaldi simdi havlu atacagim.. Bu ne zor ismis' dedi..
Ama tum bu sancilara, ve gelgitlere ragmen kadin birgun bir bakti ki bebegi buyumus. Kendi de o hep imrendigi annelerden biri olmus. Hani o anne olmak icin dogmus gibi gorunenlerden. İste o gun 'basardim' der kadin. Cok sey basarmistir ama aslinda hicbirsey de yapmamistir. Cunku bebek annesiz olamaz ama anneye ragmen de buyur. Cunku o, buyumek icin dogar.
Ve kadin bu zaferini ve zafer hikayesinin en kucuk detayii bile birileriyle paylasmak ister. Bir comezden iyisini de bulamaz... İste bugun boyle bir ziyaretti. Bolca frene bastim, kndimi tuttum, onu cesaretlendirdim.
Ziyaret snunda beni kapida teyzesi gecirdi. 'aman icerisi sogumasin ben giderim' dedim. ' olsun temizhava girsin iceri, iyidir' dedi.
İyidir hakikaten,
Her eve lazim!