"Yağmur yağsa yine" diye düşlüyorum bu ara.
Üzerimden akan serinliğiyle,
kapına gelsem.
Elimde bir tek şarabım.
O da eli boş gelmek olmaz diye..
Misyonun ne olursa olsun hayatta, ilk görev kendini korumak. Bu konuda cömertim. Bende olan, özümden gelen bu temel içgüdüyü kullanmam, eksilmem mi yoksa?
Bu şehir, dünün dün olduğunu hatırlatan kabullerin şehri.
Yeni biçilmiş çimler gibi doğusundan ve batısından bakıldığında başka bir tonu var bu mavinin. Güneş doğarken ayrı, baterken ayrı haller bahsettiğim. Okyanuslara başkaldıran başka derinlikleri, sığlığından seni çeken başka sığlıkları, tanrıçalarla buluşturan dişiliği, tam da bir kadına yakışır tonlarında kendi halleri. İstediği zaman görünür, istemediği zaman kendini senden saklayacak kadar gizemli, sahtekar, oyunbaz, hırçın ve davetkar... Orada, öylece... Ege!!